Özgül Öğrenme Güçlüğü

Bey­ni­miz, sahip ol­du­ğu­muz en mü­kem­mel or­gan­lar­dan bi­ri­dir ve dün­ya­yı ta­nı­ma, al­gı­la­ma ve an­la­ma­da biz­le­re bir­çok üs­tün­lük sağ­lar. Diğer can­lı­lar­la kı­yas­la­ma ya­pı­la­ma­ya­cak kadar üstün bir öğ­ren­me ye­te­ne­ği olan bey­ni­miz sa­ye­sin­de, tü­rü­müz bilim ve sa­na­tı ya­rat­tı, ge­liş­tir­di ve ge­liş­ti­ri­yo­ruz.

İn­san­la­rın öğ­ren­me se­rü­ven­le­ri do­ğum­la baş­la­yıp ölüme kadar devam et­mek­te­dir. Okul sü­re­ci­nin ha­ya­tı­mı­za gir­me­siy­le be­ra­ber öğ­ren­me sü­reç­le­ri­miz fark­lı bir şekil al­mak­ta­dır. Okuma, yazma ve ma­te­ma­tik gibi ortak bir dili öğ­ren­me­ye baş­la­rız. Bu ortak dili öğ­re­nir­ken de bazı ki­şi­ler bir­ta­kım zor­luk­lar ve güç­lük­ler ya­şar­lar. Bey­ni­mi­zin genel öğ­ren­me ka­pa­si­te­sin­den ba­ğım­sız ola­rak okuma-yazma ve ma­te­ma­tik öğ­ren­me­de ya­şa­nı­lan bu güç­lü­ğün ne­den­le­rin­den biri Özgül Öğ­ren­me Güç­lü­ğü’dür.

Genel ola­rak ÖÖG ye­ri­ne “dis­lek­si” te­ri­mi kul­la­nıl­mak­ta ve salt okuma güç­lü­ğü ola­rak bi­lin­mek­te­dir. As­lın­da dis­lek­si, ÖÖG’nün bir alt gru­bu­dur. Bu ya­zı­yı yazma ama­cı­mız, özgül öğ­ren­me güç­lü­ğü ile dis­lek­si kav­ra­mı­nın ka­rış­tı­rıl­ma­sı­na bir ışık tut­mak­tır.

Özgül Öğ­ren­me Güç­lü­ğü, ze­kâ­sı nor­mal ya da nor­ma­lin üs­tün­de olan ço­cuk­la­rın; yaş, zekâ dü­ze­yi ve al­dık­la­rı eği­ti­me göre okuma, yazma ve ma­te­ma­tik öğ­ren­me­de bek­le­nen­den geri ol­ma­sı­dır.

ÖÖG, özel eği­tim ala­nın­da ilk ola­rak 1962 yı­lın­da ABD’de Sa­mu­el Kirk ta­ra­fın­dan ta­nım­lan­mış­tır. Kirk, ÖÖG’yi men­tal dü­ze­yin nor­mal ol­du­ğu, nö­ro­lo­jik te­mel­li öğ­ren­me­yi ve sos­yal sü­reç­le­ri olum­suz et­ki­le­yen ve ki­şi­nin ya­şa­mı­nın ile­ri­ki dö­ne­mi­ni de et­ki­le­ye­bi­le­cek bir bo­zuk­luk ola­rak ta­nım­la­mış­tır.

ÖÖG, din­le­me, ko­nuş­ma, okuma, yazma, akıl yü­rüt­me ile ma­te­ma­tik ye­te­nek­le­ri­nin ka­za­nıl­ma­sı ve kul­la­nıl­ma­sın­da­ki güç­lük­le­ri içe­ren, do­ğum­sal, nö­ro­ge­li­şim­sel geniş bir bo­zuk­luk gru­bu­dur. Özgül Öğ­ren­me Güç­lü­ğü’ne sahip bi­rey­ler­de genel ola­rak, olay­la­rı ve isim­le­ri ha­tır­la­ma­da güç­lük, öğ­re­ni­len olay­la­rın ve bil­gi­le­rin çok kolay unu­tul­ma­sı, denge bo­zuk­luk­la­rı, bazı oyun­la­rı oy­na­ma­da güç­lük (ip at­la­ma, sek­sek oy­na­ma), el­le­ri­ni ve par­mak­la­rı­nı kul­lan­ma­da güç­lük (ayak­ka­bı bağ­cı­ğı­nı bağ­la­ya­ma­ma, kalem tut­ma­da zor­lan­ma) gibi gün­lük ya­şa­ma olum­suz etki ede­cek bir­çok güç­lük­ler­le kar­şı­la­şır­lar. Bun­dan do­la­yı ÖÖG’li çocuk tah­min edi­len tab­lo­dan daha güç ve kar­ma­şık bir süreç yaşar. Ve bu sü­re­ce de duy­gu­sal ve sos­yal sı­kın­tı­lar eşlik eder.

Özgül Öğ­ren­me Güç­lü­ğü, erken ço­cuk­luk dö­ne­min­de fark edi­le­bi­le­ce­ği gibi genel ola­rak okula baş­la­ma ve daha son­ra­ki dö­nem­ler­de fark edi­lir ve ta­nı­sı ko­nu­lur. Ama okul ön­ce­si ak­ti­vi­te ve oyun ağır­lık­lı öğ­ren­me ev­re­le­rin­de ço­cu­ğun öğ­re­nir­ken zor­lan­dı­ğı, geri kal­dı­ğı fark edi­le­bi­lir ve ÖÖG’nin erken tes­pi­ti ya­pı­la­bi­lir. Aka­de­mik be­ce­ri­le­rin ön plana çık­tı­ğı okul yıl­la­rın­da da öğ­ren­me­de güç­lük-zor­lan­ma or­ta­ya çı­ka­bi­lir. Ge­nel­lik­le bu du­ru­mun ÖÖG ile iliş­ki­len­di­ril­me­si ve teş­his ko­nul­ma­sı or­ta­la­ma bir yılı bul­mak­ta­dır. Bazı du­rum­lar­da ço­cu­ğun ÖÖG’li ol­du­ğu tah­min edil­mez ve çocuk sü­rek­li zor­la­na­rak kendi yaş gru­bun­dan geri ka­la­rak ve ara­la­rın­da­ki fark gi­de­rek açı­la­rak okula devam eder. Bun­dan do­la­yı ÖÖG’nin erken be­lir­ti­le­ri­nin sap­tan­ma­sı ve erken tanı, eği­tim sü­re­ci­ne olum­lu kat­kı­lar sağ­la­ya­cak­tır.

ÖÖG’nin DSM-V kri­ter­le­ri­ne göre aşa­ğı­da yazan be­lir­ti­ler­den en az bi­ri­nin 6 ay sü­rey­le devam edi­yor ol­ma­sı ge­re­kir.

» Oku­ma­da zor­lan­ma veya yan­lış okuma
» Oku­du­ğu­nu an­la­ma güç­lü­ğü
» Harf ka­rış­tır­ma veya yazma güç­lü­ğü
» Ya­zı­lı an­la­tım güç­lü­ğü
» Sa­yı­la­rı al­gı­la­ma ve he­sap­la­ma güç­lü­ğü
» Ma­te­ma­tik­sel akıl yü­rüt­me ve prob­lem çözme güç­lük­le­ri

Erken dönem (okul ön­ce­si) ÖÖG be­lir­ti­le­ri ara­sın­dan dil ge­li­şi­mi­ne ait be­lir­ti­ler, erken dönem bul­gu­la­rın­da en çok rast­la­nan, en çok fark edi­len ve en bi­li­nen grup­tur. Erken dil ge­li­şi­min­de ço­cuk­lar, çok basit ey­lem­le­ri dile ge­tir­me­le­ri bek­le­nir. Bun­la­ra al, tut, ver, gel, git, kal gibi basit ey­lem­ler örnek ve­ri­le­bi­lir. Fakat bun­la­rın öğ­re­nil­me­sin­de zor­lan­ma, ge­cik­me ve bir­bi­ri­ne ka­rış­tı­rıl­ma­ma­sı önem­li­dir. “Al” ye­ri­ne “ver”, “gel” ye­ri­ne “git” gibi ey­lem­ler bir­bir­le­riy­le ka­rış­tı­rı­lı­yor­sa ÖÖG için şüp­he­le­ni­le­cek bir durum var de­mek­tir. ÖÖG adayı ço­cuk­lar bazı ke­li­me­le­ri doğru te­laf­fuz ede­me­ye­bi­lir­ler. “Bar­dak” ye­ri­ne “dar­bak”, “bilek” ye­ri­ne “dilek” “şef­ta­li” ye­ri­ne “feş­ta­li”, “bas­ket topu” ye­ri­ne “tas­ket bopu” gibi ör­nek­ler ve­ri­le­bi­lir.

Okul dö­ne­mi ÖÖG be­lir­ti­le­ri ara­sın­da, oku­lun baş­la­ma­sı ve sınıf ar­ka­daş­la­rı­na göre okuma yazma öğ­ren­me­de güç­lük, yaz­ma­da zor­lan­ma, kötü yazı yazma gö­rü­lür. Harf­le­rin ses ola­rak kar­şı­lık­la­rı­nı öğ­re­ne­me­me(fo­no­lo­jik bo­zuk­luk), ses­ler ka­rış­tı­rı­la­bi­lir( kız-kıs, kar-gar, top-tob), ben­zer harf­ler ka­rış­tı­rı­la­bi­lir (b-p, m-n, u-ü), harf­le­rin ve ra­kam­la­rın ters oku­nup ya­zıl­ma­sı (E-3, 15-51), he­ce­le­me bo­zuk­tur (ma-s-a, e-k-mek), ya­zı­la­rı kö­tü­dür ve oku­nak­sız­dır, okuma akıcı de­ğil­dir, hızı dü­şük­tür, oku­ma­da ke­li­me­ler yan­lış oku­na­bi­lir, oku­du­ğu­nu an­la­ma­da zor­la­nır­lar, tah­ta­da ya­zan­la­rı def­te­re kopya et­me­de zor­la­nır­lar, ödev­ler çok güç ya­pı­lır tam ola­rak ya­pıl­maz ve uzun zaman alır.

Öğ­ren­me güç­lü­ğü ço­cuk­lar­da gö­rü­le­bil­di­ği gibi ye­tiş­kin­ler­de de gö­rü­le­bi­lir. Erken tanı al­ma­yıp te­da­vi gör­me­yen ço­cuk­lar, eriş­kin ol­duk­la­rı dö­nem­de de fark­lı so­run­lar­la kar­şı­la­şa­bil­mek­te­dir. Okuma hı­zı­nın yavaş ol­ma­sı, sık ola­rak yazma ve yazım ha­ta­la­rı yapma, el ya­zı­sı­nın kötü ol­ma­sı, zaman or­ga­ni­zas­yon bo­zuk­luk­la­rı-sık geç kal­ma­lar, ran­de­vu za­man­la­rı­nı ka­rış­tır­ma, or­ga­ni­zas­yon ge­rek­ti­ren iş­ler­de zor­lan­ma, dü­şün­ce­le­ri­ni ifade et­me­de zor­lan­ma, not tut­ma­da zor­lan­ma, ha­ri­ta-plan-kro­ki­le­ri kul­lan­ma­da zor­lan­ma gibi ör­nek­ler ve­ri­le­bi­lir.

Özgül Öğ­ren­me Güç­lü­ğü’nün dis­lek­si (okuma güç­lü­ğü), disg­ra­fi (yazma güç­lü­ğü), dis­kal­ku­li (arit­me­tik be­ce­ri­ler­de güç­lük) olmak üzere üç alt alanı var­dır. Gü­nü­müz­de özgül öğ­ren­me güç­lü­ğü, yay­gın ola­rak “dis­lek­si” ola­rak anıl­sa da dis­lek­si (okuma güç­lü­ğü), ÖÖG’nin alt ba­sa­mak­la­rın­dan bi­ri­dir. Dis­lek­sik ço­cuk­lar ge­nel­lik­le harf-hece at­la­ya­rak, ke­li­me­le­rin son­la­rı­nı uy­du­ra­rak, harf­le­rin-he­ce­le­rin yer­le­ri­ni de­ğiş­ti­re­rek ses­le­ri bir­bi­ri­ne ka­rış­tı­ra­rak (b-d, p-g gibi) okuma ya­par­lar. Sa­tı­rı takip et­mek­te ve oku­duk­la­rı­nı an­la­ma­da zor­la­nır­lar. Söz­cük da­ğar­cık­la­rı ge­liş­miş olsa da ke­li­me­ler ve an­lam­la­rı ara­sın­da dü­şün­sel bağ­lan­tı kur­mak­ta güç­lük çe­ker­ler. Dis­lek­sik ço­cuk­lar için ya­zı­sı az, resmi bol olan ki­tap­lar­da okuma alış­kan­lı­ğı ka­zan­dı­rıl­ma­ya ça­lı­şıl­ma­lı­dır. İlk başta günde 1-2 sayfa sonra gi­de­rek artan oran­da okuma yap­ma­sı bek­le­nir. Bu du­ru­ma pa­ra­lel ola­rak okuma be­ce­ri­si art­tık­ça ya­zı­sı fazla olan ki­tap­la­ra geçiş ya­pı­la­bi­lir. Disg­ra­fi, yazma güç­lü­ğü olan ço­cuk­la­rı ifade eden bir te­rim­dir. Disg­ra­fi­si olan çocuk, ge­nel­lik­le oku­nak­sız, ku­ral­sız, ke­li­me­le­rin ara­sı­na boş­luk bı­rak­ma­dan, satır dı­şı­na ta­şı­ra­rak ya da say­fa­yı doğru kul­la­na­ma­dan yazar. Kimi disg­ra­fi ço­cuk­lar ise sa­de­ce büyük temel harf­le­ri kul­la­na­rak yazar ya da bir ke­li­me içe­ri­sin­de hem büyük ve hem de küçük harf­le­ri kul­la­na­rak ya­zar­lar (KaLEm, AyŞe gibi). Dis­kal­ku­li zekâ ve öğ­ren­mey­le il­gi­li ge­ri­li­ği ol­ma­yan öğ­ren­ci­nin temel ma­te­ma­tik­sel iş­lem­ler­de zor­lan­ma­sı ve ya­şıt­la­rın­dan düşük per­for­mans ser­gi­le­me­me­siy­le ken­di­ni gös­te­rir.

Özgül Öğ­ren­me Güç­lü­ğü, nö­ro­ge­li­şim­sel bir işlev bo­zuk­lu­ğu­dur ve ne­de­ni tam ola­rak bi­lin­me­mek­te­dir. ÖÖG, ge­ne­tik(bi­yo­lo­jik) ve çev­re­sel bir­çok ne­de­ne bağlı ola­rak ge­li­şir. ÖÖG’de bul­gu­la­rın çe­şit­li­li­ği, de­ği­şik beyin böl­ge­le­ri­ne iliş­kin iş­lev­sel so­run­lar­la açık­lan­dı­ğı gibi de­ği­şik beyin böl­ge­le­ri ara­sın­da ko­or­di­nas­yon bo­zuk­lu­ğu ile de açık­la­na­bi­lir. ÖÖG’de genel ola­rak bey­nin öğ­ren­me ile il­gi­li fonk­si­yo­nel alan­la­rı­nın ana­to­mik ya­pı­la­rı nor­mal­dir, ancak bu alan­lar­da iş­lev­sel bir bo­zuk­luk ola­bi­lir. Yine bu alan­lar ara­sın­da­ki bağ­lan­tı yol­la­rın­da da iş­lev­sel bo­zuk­luk­lar ola­bi­le­ce­ği dü­şü­nül­mek­te­dir.

Bazı ço­cuk­lar­da ÖÖG ola­bi­le­ce­ği göz­den kaçar ve ÖÖG’ne bağlı ge­li­şen öğ­ren­me dışı so­run­lar­la çocuk psi­ki­yat­ris­ti veya psi­ko­log­la­ra baş­vu­rur­lar. Bu ikin­cil so­run­lar genel ola­rak kaygı bo­zuk­luk­la­rı, dep­res­yon, dav­ra­nış so­run­la­rı, okul fo­bi­si, düşük ben­lik say­gı­sı, enü­re­zis(gece işe­me­si), tik bo­zuk­lu­ğu, tır­nak yeme ola­bi­lir. Bun­la­rın ya­nın­da aile içi şid­det, bo­şan­ma, eko­no­mik güç­lük­ler gibi aile içi so­run­lar da öğ­ren­me güç­lük­le­ri­ne yol aça­bi­le­ce­ği unu­tul­ma­ma­lı­dır.

ÖÖG’de psi­ko­so­yal so­run­lar­la kar­şı­la­şan çocuk için aile ve öğ­ret­men­le­rin rolü ol­duk­ça önem­li­dir. Aile ve öğ­ret­men­le­rin tu­tar­lı, ce­sa­ret­len­di­ri­ci ve ça­ba­nın onay­lan­dı­ğı bir tutum ser­gi­len­me­si ol­duk­ça önem­li­dir. Ai­le­ler ve öğ­ret­men­ler ço­cu­ğun duy­gu­su­nu an­la­ma­sı, ça­ba­la­rı de­ğer­len­dir­me­si ve tak­dir et­me­si, olum­suz eti­ket­le­me­ler yap­ma­ma­sı, ço­cu­ğa ger­çek­çi ve ula­şı­la­bi­lir he­def­ler be­lir­le­me­si ko­nu­sun­da yar­dım­cı olun­ma­lı ve ço­cu­ğun ba­şa­rı duy­gu­su­nu ya­şa­ya­bi­le­ce­ği alan­la­rı keş­fet­me­si sağ­lan­ma­lı­dır.

Yu­ka­rı­da bah­se­di­len bu gibi tab­lo­lar­da dik­kat edil­me­si ge­re­ken diğer husus DEHB (Dik­kat Ek­sik­li­ği ve Hi­pe­rak­ti­vi­te Bo­zuk­lu­ğu)’ dir. ÖÖG’ye DEHB eşi­lik ede­bi­le­ce­ği gibi bazı du­rum­lar­da DEHB bul­gu­la­rı ken­di­ni gös­te­rip ÖÖG ta­nı­sı­nın at­lan­ma­sı­na neden ola­bi­lir. Bu se­bep­le DEHB-ÖÖG iki­li­si­nin bir­lik­te akıl­da tu­tul­ma­sın­da fayda var­dır. Ço­cuk­ta DEHB’nin var ol­ma­sı ÖÖG’nin gi­di­şa­tın­da ve eği­tim plan­la­ma­sın­da önem­li bir yeri var­dır. Aynı za­man­da de­ğer­len­dir­me­de eğer şüphe du­yu­lur­sa göz ve kulak mu­a­ye­ne­si ile öğ­ren­me güç­lü­ğü­nün ko­nuş­ma ve lisan so­run­la­rı­na bağlı ola­bi­le­cek bir durum söz ko­nu­su ise dil ve ko­nuş­ma te­ra­pi­si­nin de bu sü­re­ce dahil edil­me­sin­de fayda var.

Özgül Öğ­ren­me Güç­lü­ğü’nün ta­nı­mın­da geçen ze­kâ­sı nor­mal ve nor­mal üstü ço­cuk­lar­dan bah­set­miş­tik. Bun­lar­dan ba­zı­la­rı­nın üstün yön­le­ri olup aynı za­man­da öğ­ren­me so­run­la­rı ya­şa­ya­bi­len ço­cuk­lar var­dır. Bu ço­cuk­lar için “İki kere fark­lı te­ri­mi” kul­la­nı­lır ve üstün ye­te­nek ile ÖÖG’nin bir­lik­te gö­rül­dü­ğü ço­cuk­lar­dır. Üstün ze­kâ­lı ço­cuk­la­rın öğ­ren­me şe­kil­le­ri ve psi­ko­sos­yal ge­li­şim­le­ri ak­ran­la­rın­dan fark­lı­lık­lar gös­te­rir. Aynı şe­kil­de eği­tim ve duy­gu­sal ih­ti­yaç­la­rı da fark­lı­dır. Bu se­bep­le sağ­lık­lı ge­li­şim­le­ri için bu fark­lı­lık­la­rı­na yö­ne­lik özel eği­tim prog­ram­la­rı dü­zen­len­me­si ge­re­kir. Üstün ye­te­ne­ği fark edil­me­miş çocuk ÖÖG’den do­la­yı aka­de­mik ola­rak ge­ri­lik ya­şı­yor ola­bi­lir ve özel eği­tim al­ma­sı ge­re­ke­bi­lir. Aka­de­mik ba­şa­rı­nın kötü ol­ma­sı, ço­cu­ğu üstün ze­kâ­sı­nın fark edil­me­me­si­ne ve mas­ke­len­me­si­ne yol aça­bil­mek­te­dir. Diğer açı­dan üstün özel­li­ği fark edil­miş ço­cuk­ta öğ­ren­me güç­lü­ğü ya­şan­ma­sı ve aka­de­mik ola­rak geri kal­ma­sı bir te­zat­lı­ğa yol aça­bi­lir. Bun­dan do­la­yı bu ço­cuk­la­ra sahip ai­le­ler bu du­ru­mu ka­bul­len­mek­te zor­la­nır­lar. Oysa üstün ze­kâ­lı olmak, başka bir alan­da ge­ri­lik ol­ma­ya­cak an­la­mın­da de­ğil­dir. Zeki ama dik­ka­ti da­ğı­nık, unut­kan, odak­la­na­mı­yor gibi ifa­de­ler bu ço­cuk­lar için kul­la­nı­la­bi­lir. İki kere fark­lı ço­cuk­lar, uygun eği­tim­le var olan ye­te­nek­le­ri­ni or­ta­ya çı­ka­ra­bi­lir­ler. Ta­rih­te bunu ba­şar­mış “iki kere fark­lı” olan pek çok ün­lü­ler var­dır. Al­bert Eins­te­in, Mo­zart, Le­o­nar­do da Vinci, Tom Cru­i­se, John Len­non, Wins­ton Churc­hill, Step­hen Haw­kings, Dus­tin Hoff­man örnek ola­rak gös­te­ri­le­bi­lir.

Özgül Öğ­ren­me Güç­lü­ğü’nü tes­pit etmek için ne gibi de­ğer­len­dir­me­ler ya­pı­lı­yor on­lar­dan bah­se­de­lim.

1) Aka­de­mik per­for­man­sın de­ğer­len­di­ril­me­si test­le­ri: Bu test­ler ço­cu­ğun sınıf ve yaş dü­ze­yi­ne göre okuma yazma, ma­te­ma­tik, diğer ko­nu­la­rı öğ­ren­me dü­ze­yi­ni kap­sar. Yani aka­de­mik per­for­mans­ta ge­ri­lik olup ol­ma­dı­ğı tes­pit edi­lir.

2) Zekâ Test­le­ri: WISC-R, WISC-IV, Zekâ Test­le­ri

3) Öğ­ren­me güç­lü­ğü için ge­liş­ti­ril­miş özel test­ler: İşit­sel-sözel öğ­ren­me testi, Özgül öğ­ren­me güç­lü­ğü ba­tar­ya­la­rı, Ben­der-Ges­talt gör­sel algı-motor testi, Ben­ton gör­sel ha­tır­la­ma testi

4) CAS Testi: Adı Bi­li­şel De­ğer­len­dir­me Sis­te­mi’dir. Zekâ ve öğ­ren­me­nin nö­rop­si­ko­lo­jik te­o­rik ile açık­lan­dı­ğı, “öğ­ren­me­nin bey­nin fonk­si­yo­nu” ve ze­kâ­nın bi­liş­sel iş­lem­le­re bağlı ol­du­ğu­nu açık­la­yan PASS te­o­ri­si­ne da­ya­nır.

Özgül Öğ­ren­me Güç­lü­ğü’nün te­da­vi­sin­de ön­ce­lik­li hedef erken tanı koy­mak ve bunu uygun mü­da­ha­le prog­ram­la­rı ge­liş­tir­mek­tir. Çünkü ÖÖG ne kadar erken fark edi­lir­se ve ne kadar erken mü­da­ha­le edi­lir­se ba­şa­rı şansı o denli yük­sek ola­cak­tır. ÖÖG’de or­ta­la­ma tanı yaşı 8-9 ci­va­rı­dır ve bu yaşta erken tanı ko­nu­lup ça­lış­ma­la­ra erken baş­la­nı­lır­sa nor­ma­li ya­ka­la­ma yüz­de­le­ri 80-90’dır. Fakat yaş iler­le­dik­çe nor­ma­li ya­ka­la­ma oran­la­rı düş­mek­te­dir.

ÖÖG’de te­da­vi, temel ola­rak bi­rey­sel eği­tim uy­gu­lan­mak­ta­dır. Ancak ÖÖG, nor­mal müf­re­dat ve buna pa­ra­lel uy­gu­la­nan ilave ça­lış­ma, özel ders, etüt vb. yön­tem­ler­le dü­zel­ti­le­mez ve te­da­vi edi­le­mez. Özel eği­tim prog­ram­la­rı, eği­ti­me des­tek ola­bi­le­cek te­ra­pi­ler ve des­tek ak­ti­vi­te­ler (sanat, spor) uy­gu­lan­ma­lı­dır. Özel eği­tim prog­ram­la­rın­da amaç, sorun olan öğ­ren­me be­ce­ri­le­ri­nin sap­tan­ma­sı ve bun­la­rın ge­liş­ti­ril­me­si­dir. Öğ­ren­me be­ce­ri­le­ri­nin ve bi­liş­sel fonk­si­yon­la­rın ge­liş­ti­ril­me­si için mü­da­ha­le prog­ram­la­rı uy­gu­la­nır ve elde edi­len ka­za­nım­lar, aka­de­mik alana bağ­la­ya­cak köprü ni­te­li­ğin­de ça­lış­ma­lar ya­pı­lır. Bu­ra­dan da an­la­şı­la­ca­ğı üzere ÖÖG bir has­ta­lık de­ğil­dir ve ilaç­la te­da­vi­si ya­pıl­maz. Sa­de­ce ÖÖG’ye eşlik eden du­rum­lar­da ilaç te­da­vi­si ge­re­ke­bi­lir. Eşlik eden du­rum­la­rın te­da­vi­si, aka­de­mik ve sos­yal be­ce­ri­le­ri açı­sın­dan ol­duk­ça önem­li­dir.

Ya­şa­nan bu olum­suz­luk­la­ra kar­şın ÖÖG’li ço­cuk­la­rın büyük bir kısmı sanat, spor ya da fen bi­lim­le­ri­ne karşı ye­te­nek­li ola­bi­lir. Önem­li olan öğ­ren­ci­nin güçlü ve zayıf yön­le­ri­ni an­la­yıp buna uygun stra­te­ji­ler ge­liş­ti­re­rek öz­gü­ve­ni yük­sek, mutlu bi­rey­ler ye­tiş­tir­mek­tir.

BETÜL KARTAL
Psi­ko­log




WhatsApp'ta Paylaş